İçeriğe geç

Kethüdâ’nın görevi nedir ?

Kethüdâ’nın Görevi Nedir? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme

İstanbul’da, her gün binlerce insanın arasından geçerek işe giderken ya da sokakta bir grup insanla sohbet ederken bazen çok basit gibi görünen kavramların toplumsal yapıyı ne kadar derinden etkilediğini fark ediyorum. Kethüdâ’nın görevi nedir sorusu da tam bu noktada, günlük hayatın çok uzak gibi görünen ama aslında tam içinde yer alan bir soruya dönüşüyor. Bu yazıda, kethüdâ kavramını toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından inceleyerek, hem tarihsel hem de güncel bağlamda farklı toplumsal grupların bu kavramdan nasıl etkilendiğini anlamaya çalışacağım.

Kethüdâ’nın Tarihsel Görevi

Kethüdâ, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özellikle hanedanın ya da yüksek sınıfın, ev işlerinden sorumlu olan bir tür yöneticisiydi. Görevi, evin yönetimi, çalışanların denetimi ve günlük yaşamın düzenli bir şekilde ilerlemesini sağlamak üzerineydi. Genellikle evdeki kadınlara, özellikle de haremin kadınlarına liderlik eden, onları koruyan bir figürdü.

Ama bu tarihsel tanım, çok daha geniş bir toplumsal yapıyı yansıtır. Kethüdâ, esasen iktidar ilişkilerinin bir parçasıdır ve bu ilişkiler toplumsal cinsiyet rollerini şekillendirir. Haremdeki kadınların çalışma ve yaşam alanlarına dair kararları genellikle kethüdâlar alırdı. Bu durumu günümüze taşıdığımızda, hala pek çok alanda benzer yönetimsel rollerin, sadece daha az görünür olduğunun farkına varabiliriz. Özellikle kadınların iş gücüne katılımı ve toplumsal alandaki eşitsizlikler düşünüldüğünde, kethüdâ’nın geçmişteki rolü, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren bir yapı olarak okunabilir.

Kethüdâ ve Toplumsal Cinsiyet

Kethüdâ’nın tarihsel olarak sahip olduğu güç, erkeklerin toplumdaki baskın rolünü pekiştiren bir yapıydı. Kadınlar, kethüdâlar tarafından denetleniyor ve yönlendiriliyordu, bu da kadınların daha geniş toplumsal ve ekonomik alanlarda özgürlüklerini sınırlayan bir durum yaratıyordu. Ancak bugünün İstanbul’unda, kadının yerinin ve rolünün yeniden şekillendiğini görmek mümkün. Gelişen toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı, kadınların iş gücüne daha fazla katılmasını, liderlik rollerini üstlenmesini teşvik ediyor.

Günümüzde, kethüdâ kavramı farklı bir biçimde karşımıza çıkabiliyor. Sokakta gördüğüm manzaralar, bazen bu kavramı 21. yüzyıla uyarlamamı sağlıyor. Örneğin, bir ofiste, kadınların erkek yöneticiler altında daha fazla sorumluluk taşıdığı ancak aynı zamanda karar mekanizmalarına katılımda eşitsizliklerin devam ettiği durumlar, aslında toplumsal cinsiyet temelli bir “gizli kethüdâlık” rolünü de hatırlatıyor. Kadınlar, liderlik ve yönetim pozisyonlarına geldiklerinde, hâlâ çoğu zaman erkeklerin oluşturduğu normların ve toplumsal beklentilerin etkisi altında kalıyorlar.

Çeşitlilik ve Kethüdâ’nın Görevi

Bir sivil toplum kuruluşunda çalıştığım için, farklı sosyal ve kültürel arka planda gelen insanlarla her gün etkileşimde bulunuyorum. İstanbul gibi bir şehirde, çeşitliliğin her anlamda bir arada yaşandığını gözlemlemek benim için çok öğretici oldu. Kethüdâ kavramı, sadece cinsiyetle değil, aynı zamanda etnik köken, sosyoekonomik durum ve eğitim seviyesi gibi faktörlerle de ilişkilidir.

Kethüdâ’nın toplumdaki rolünü anlamaya çalışırken, bireylerin çeşitlilik içindeki yerini göz önünde bulundurmak çok önemli. Örneğin, bir mahallede yaşayan farklı etnik kökenlerden gelen bireylerin iş dünyasında karşılaştıkları engeller, onları bir şekilde kethüdâvari bir duruma sokabilir. Genelde bu kişiler, toplumsal olarak daha düşük bir statüde yer aldıkları için, liderlik ve karar mekanizmalarına erişim konusunda büyük zorluklar yaşarlar.

İstanbul’daki toplu taşımada sıkça gördüğüm bir sahne, kethüdâ kavramını daha somut hale getiriyor. Kadınlar, özellikle yaşlı ya da fiziksel olarak dezavantajlı olanlar, genellikle oturacak yer bulamadıkları için uzun süre ayakta kalabiliyorlar. Bunun gibi sosyal yapıların değişmesi için mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu tür küçük ama anlamlı örnekler, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve çeşitliliğin nasıl günlük yaşamda derin izler bıraktığını gösteriyor.

Sosyal Adalet ve Kethüdâ’nın Günümüzdeki Rolü

Sosyal adalet açısından bakıldığında, kethüdâ kavramı bize eşitsizliklerin görünmeyen katmanlarını gösteriyor. Günümüz toplumunda, kethüdâ gibi figürlerin varlığı, görünür olmayabilir. Ancak insanlar arasında hâlâ var olan iktidar ilişkileri, kadınların, LGBT+ bireylerin ve düşük gelirli kesimlerin karşılaştığı zorluklarla benzerlik gösteriyor. Bu grupların toplumdaki yönetim ve karar alma süreçlerine katılımı hala sınırlı.

Geçenlerde bir arkadaşım, iş yerinde üst düzey yöneticilerin genellikle erkek olduğunu ve kadınların yönetim kadrolarına erişimde ciddi zorluklar yaşadıklarını anlatıyordu. Aynı şekilde, düşük gelirli bireylerin temel haklara erişim konusunda karşılaştıkları engeller, onları yine toplumsal hiyerarşilerde geri planda tutuyor. Sosyal adaletin sağlanabilmesi için bu kethüdâvari sistemlerin aşılması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar, cinsiyetlerinden, etnik kökenlerinden veya gelir düzeylerinden bağımsız bir şekilde eşit fırsatlara sahip olabilmelidir.

Sonuç

Kethüdâ’nın görevi, tarihsel bir figür olmasının ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle çok bağlantılıdır. Toplumdaki eşitsizlikler, hem kadınların hem de diğer dezavantajlı grupların kethüdâvari bir şekilde yönetildiği, sınırlı alanlarda var olmalarına sebep olmuştur. Ancak, sokakta, işyerlerinde ve toplu taşımada gözlemlediğimiz değişiklikler, bu yapıları yavaşça kırmak adına bir umut ışığı yaratıyor. Kethüdâ’nın geçmişteki rolü, bugün hâlâ güncel toplumsal mücadelelerin bir yansımasıdır ve bu mücadelenin ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha çok hissediyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel girişhttps://www.betexper.xyz/elexbetgiris.org