Modarazzi ekibi olarak “İran neyi ile ünlü” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
İran neyi ile ünlü? diye düşünürken mutfağa gidip dolabı açan ben
Bunu da Okuyun: İnstagramdan spam yediğini nasıl anlarsın ?
İran neyi ile ünlü? sorusu ilk duyulduğunda insanın kafasında iki şey beliriyor: biri “tarih kitaplarından kaçmış görkemli bir imparatorluk hissi”, diğeri de “ben bunu Google’a yazmadan önce neden düşündüm?” hissi. İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak söylüyorum: Ben bu soruları genelde açken düşünmüyorum, çünkü açken tek düşündüğüm şey tostun içine kaşar mı fazla koysam yoksa hayatı mı fazla sorgulasam oluyor.
Ama dürüst olayım, İran neyi ile ünlü? sorusu benim arkadaş ortamında açıldığında genelde olay şu şekilde gelişiyor:
— “Abi İran neyi ile ünlü?”
— “Halılara mıydı ya?”
— “Hayır ya, şiir falan var orada.”
— “Şiir mi? Biz daha mesaj yazamıyoruz.”
Ben de köşede sessizce gülüyorum ama iç sesim çoktan TED konuşmasına başlamış oluyor.
İran neyi ile ünlü? sorusuna İzmir usulü yaklaşım
İzmir’de büyümüş biri olarak her konuya biraz gevşek, biraz da fazla rahat yaklaşma eğilimim var. Ama İran neyi ile ünlü? konusu açılınca iş değişiyor çünkü bir anda herkes “ben aslında kültür uzmanıyım” moduna giriyor.
Geçen gün Alsancak’ta arkadaşlarla oturuyoruz. Konu yine bir şekilde buraya geldi.
— “İran neyi ile ünlü ya?”
— “Baharat mıydı?”
— “Baharat Hindistan değil miydi?”
— “Ya her şey Hindistan zaten.”
Ben o sırada içimden şunu diyorum: “Keşke hayat da bu kadar basit kategorilere ayrılsa… Mesela mutsuzluk: Türkiye. Huzur: Almanya. Ama yok, biz hâlâ ‘İran neyi ile ünlü?’ sorusunda takılıyoruz.”
Benim iç sesim vs gerçek hayat
İç sesim:
“İran tarih boyunca edebiyat, mimari ve kültürel zenginlikleriyle…”
Gerçek ben:
“Abi çay söyleyelim mi?”
Bu ikilik yüzünden bazen ciddi konular bile bende komediye bağlanıyor. İran neyi ile ünlü? diye düşünürken bir yandan da markette indirimli gofret kovalayan bir versiyonum var.
Şirazlı şairler, halılar ve benim internet geçmişim
İran neyi ile ünlü? sorusunun cevabını biraz kurcalayınca karşına sürekli “şiir”, “halı”, “tarih”, “mutfak” gibi kelimeler çıkıyor. Ben de bunları görünce kendimi şöyle hissediyorum:
“Tamam güzel de ben dün akşam neden çamaşır makinesini çalıştırmayı unuttum?”
Bir gün evde tek başıma otururken gerçekten İran neyi ile ünlü? diye düşündüm (evet, bazen hayatım bu kadar sakin). Sonra internet geçmişime baktım:
“en hızlı makarna tarifi”
“telefon şarjı neden %1’de sabit kalır”
“İran neyi ile ünlü?”
Yani ben aslında bir kültür araştırmacısı değilim, sadece çok iyi bir merak erteleyicisiyim.
Arkadaş grubu toplantısı: Kültür gecesi değil, tahmin yarışması
Geçen hafta arkadaşlarla yine klasik buluşma. Bu sefer konu ciddi: İran neyi ile ünlü?
Masada iddialar uçuşuyor:
— “Petrol!”
— “Şiir!”
— “Halı kesin halı!”
— “Abi internet yavaşlığı olabilir mi?”
Ben de dayanamayıp ekliyorum:
— “Bence İran, insanların her konuda çok emin konuşmasıyla ünlü.”
Bir sessizlik oldu. Sonra kahkahalar. Ama içten içe herkes biliyor: aslında kimse tam bilmiyor.
İran neyi ile ünlü? ve benim abartılı düşünme yeteneğim
Benim problemim şu: Bir şey öğrenmeye başlayınca konudan çıkamıyorum. İran neyi ile ünlü? diye bakayım dedim, kendimi yarım saat sonra “insanlık tarihi neden var” seviyesinde buldum.
Mesela şunu düşündüm:
Eğer İran halılarıyla ünlüyse, ben neden hala IKEA halısıyla yaşıyorum?
Sonra kendime geldim:
“Sen önce odandaki çorapları topla.”
Ama işte zihnim böyle çalışıyor. Küçük bir soru, büyük bir varoluş krizi.
Gündelik hayat metaforlarıyla İran
Bazen İran neyi ile ünlü? sorusunu şöyle düşünüyorum:
Halı = hayatın karmaşıklığı (her desen başka bir sorun)
Şiir = bizim WhatsApp durumları (derin ama kimse tam anlamıyor)
Tarih = aile toplantıları (herkes geçmişi anlatıyor ama kimse çözüm sunmuyor)
Bu yüzden İran bana biraz “her şeyin çok ciddi ama bir o kadar da estetik olduğu bir paralel evren” gibi geliyor.
İzmir sokaklarında İran düşünmek
İzmir’de yürürken bu tür düşünceler daha da absürt hale geliyor. Çünkü bir yanda deniz, bir yanda simit, bir yanda martılar ve ben kafamda:
“İran neyi ile ünlü?”
Bir gün Kordon’da yürürken martı bana saldırdı. O an düşündüm:
“Bak işte, evrensel gerçek: Martılar bile benim düşüncelerimden daha organize.”
Yanımdan geçen bir çift konuşuyordu:
— “Akşam ne yesek?”
— “Bilmiyorum.”
Ben içimden:
“İran neyi ile ünlü?” ve “ben neden her şeye fazla anlam yüklüyorum?”
Küçük krizler, büyük düşünceler
Bazen hayat çok küçük şeylerden oluşuyor gibi geliyor ama ben onları büyütmede uzmanım. Mesela:
Kahve döküldü → “hayat kontrol edilemez”
Otobüs kaçtı → “zaman bir illüzyon”
İran neyi ile ünlü? → “insanlık nereden geldi?”
İran neyi ile ünlü? sorusunun komik ciddiyeti
İşin komik tarafı şu: Bu sorunun cevabı aslında bir sürü şey olabilir ama biz genelde tek bir doğru arıyoruz. Oysa hayat biraz İran neyi ile ünlü? sorusu gibi: çok katmanlı, biraz karışık, biraz da “ben bunu sonra düşünürüm” dedirten türden.
Bir keresinde arkadaşım ciddi ciddi dedi ki:
— “İran neyi ile ünlü biliyor musun?”
— “Ne?”
— “Ben de bilmiyorum ama öğrenmiş gibi yapıyorum.”
Bu cümle, modern çağın özeti olabilir.
Benim kişisel teorim
Eğer bana kalsaydı İran neyi ile ünlü? sorusunun cevabı şöyle olurdu:
“İnsanların hakkında çok şey bilmediği halde çok şey biliyormuş gibi konuştuğu her şey.”
Ama bunu yüksek sesle söyleyince arkadaşlarım “sen yine fazla düşündün” diyor.
Haklılar.
Sonuç gibi değil de ara mola gibi
İran neyi ile ünlü? sorusu aslında sadece bir ülkeyi anlamakla ilgili değil, bizim nasıl düşündüğümüzle de ilgili. Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak şunu fark ettim: bazen en basit sorular bile bizi en karmaşık yerlere götürüyor.
Ama sonra mutfağa gidiyorum, dolabı açıyorum ve gerçek hayat tekrar başlıyor:
“Ne yesem?”
Ve bütün felsefe orada bitiyor.